21 Mayıs 2013 Salı

SES MANİSA ÖGRENCİ KOMİSYONU PANELİ

 




SES Manisa Öğrenci Komisyonu 20.05.2013 Tarihinde CBÜ Sağlık Yüksek Okulu Konferans Salonunda Hemşirelik- Ebelik Mesleğinin Geleceği Hemşirelik-Ebelik Öğrencilerinin Yaşadığı Sorunlar ve Çözüm Yolları Sendika Nedir ve Neden Sendikalarda Örgütlenmek Gerekir Konulu bir panel düzenlemiştir. Konuşmacılar Yrd. Doç .Doktor Saliha ALTIPARMAK CBÜ.SYO ÖĞRETİM GÖREVLİSİ Umut Ekin YOGUNGAN CBÜ SYO Öğrencisi Mesure KAPLAN TSM HEMŞİRE Hilal BİNGÖL MEDH EBE Katılmışlardır. Panele  katılım yüksek olmuştur.  


14 Mayıs 2013 Salı

REYHANLI’NIN FAİLİ AKP’DİR!



                                                                                                          
                                              BASINA VE KAMUOYUNA
       

Reyhanlı’da yaşanan patlama sonucu Türk basınına göre 50 yabancı basına göre 177 insanımız hayatını kaybetmiş, onlarcası yaralanmıştır.  Başta patlamada hayatını kaybedenlerin aileleri olmak üzere tüm halkımıza başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. 
Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, AKP iktidarının birinci derecede sorumlusu olduğu bir savaş  nedeniyle kana bulandı. Bombalı saldırılarda Reyhanlı halkından onlarca kişi öldü, çoğu çocuk yüzlercesi de yaralandı.
Daha önce Cilvegözü’ nde, Antep’te, Akçakale’de yaşandığı gibi failleri yine tam olarak bilemeyeceğiz ancak sorumluyu biliyoruz.
Akan kanın sorumlusu Suriye’ye yönelik savaş  kışkırtıcısı ve emperyalizm işbirlikçisi dış politikasıyla 900 kilometrelik Türkiye-Suriye sınırını çatışma bölgesi haline getiren AKP iktidarıdır.
Sorumluluk AKP iktidarındadır ancak dökülen kan halkındır.
Bugün ülkeyi kan gölüne çeviren gelişmeler, AKP’nin izlediği işbirlikçi politikanın bir sonucudur. ABD emperyalizminin Ortadoğu’da iç savaş güçleri üzerinden sürdürdüğü savaş, bölgede her gün yüzlerce insanın ölümüne neden olurken, bugün de ülkemizde onlarcasının yaşamını kaybetmesine, yüzlercesinin şu an yaralı bir şekilde yaşam mücadelesi vermesine neden olmuştur.  
Hatay’dan başlayarak iç savaşın ve silahlı gerici güçlerin askeri üssü haline getirilmekte olan ülkemiz, AKP iktidarı, emperyalizmin güdümünde ve cihadist çetelerle ittifak içerisinde ülkemizi hızla bir felakete doğru sürüklemektedir. Suriye'de olduğu üzere ülkemizde de halkı birbirine düşürmektedir.
NATO üsleriyle ve ABD’nin kanlı savaşa hazırlık yaptığı askeri kamplarıyla kuşatılmıştır. Bizzat başbakan tarafından ülkemiz toprakları “NATO toprakları” olarak tescil edilmiş, ABD’nin yeni saldırı stratejileriyle şekillenen örtülü müdahalenin cephe ülkesi konumuna getirilmiştir. 
Gelinen noktada yaşanan felaket, başlangıçta bölgesel güç olma hevesiyle yanıp tutuşan AKP hükümetinin içine düştüğü krizi de gözler önüne sermiştir. AKP, ABD’nin Suriye’de rejim değişikliğine ilişkin ilerleme kaydedememesi ve iç savaş güçleri üzerindeki denetiminin zayıflamasına bağlı olarak giderek her adımında krizin içine sürüklenmektedir. Davutoğlu’nun ‘stratejik derinlik” dediği politikanın aslında ‘ABD’ye stratejik bağımlılık’ olduğu, atılan her adımda kamuoyu gözünde daha da netleştiği gibi, AKP’nin ülke sınırlarını bile koruyamadığı bir zafiyet gün geçtikçe büyümektedir. 
Şimdi AKP, bu krizden ağzından daha da kan damlatarak çıkmaya çalışmaktadır. Reyhanlı’da yaşanan felaketten önce günlerdir Başbakanın dilinden düşmeyen “ABD’nin daha fazla sorumluluk almasını ve daha ileri adımlar atmasını istiyoruz” ifadeleriyle donatılmış savaş çığlıklarının akan onca kandan sonra da dinmediği bugün de açıktır. 
Daha açık olan ise, bugüne kadar Suriye halklarının yaşamlarının ve geleceğinin yok edilmesine, yaşadığımız toprakları ABD emperyalizminin kirli üssü haline getirilmesine karşı, başta Hatay’da olmak üzere  tüm Türkiye’de sürecin başından itibaren yükselen barış seslerine AKP’nin kulağının her zaman tıkalı olmasıdır.
Suriye'ye dönük her tür müdahaleye son verilerek, Suriye'nin geleceğini Suriye halkı belirlemelidir.
Bizler halkın, sokağın barış talebine kulak vermeyenlere inat bizler sesimizi daha da büyütmeye kararlıyız. 
Ülkemizin NATO üsleriyle ve ABD’nin kanlı savaşa hazırlık yaptığı askeri üsleriyle kuşatılmasına;
Emperyalizmin maşası haline gelerek komşularıyla savaşın eşiğine gelmesine;
Kanlı tarihe ortaklık edecek bir ülkeye dönüşmesine asla izin vermeyeceğiz. 
Şimdi, savaş çığlıkları atanlara karşı, eşit, özgür, bağımsız, barış içinde bir ülke mücadelesini hep birlikte büyütme zamanıdır!
REYHANLI’NIN FAİLİ AKP’DİR! EŞİT, BAĞIMSIZ, ÖZGÜR, BARIŞ İÇİNDE BİR TÜRKİYE İÇİN, EMPERYALİZMİ VE İŞBİRLİKÇİLERİNİ ÜLKEMİZDEN KOVALIM!
ALİ GÖK
MANİSA KESK ŞUBELER PLATFORMU ADINA


EBELER VE HEMŞİRELER HAFTASI KUTLU OLSUN



Sevgili ebe ve hemşire arkadaşlar. Mesleğimizle ilgili,tarihin en eski ve  kutsal mesleklerindendir  diye başlayan çok nutuk duymuşuzdur. Bu nutuklar bizi mesleğimizin ilk yıllarında etkilemiş olsada  AKP nin sağlıkta dönüşüm bizim ise sağlıkta yıkım dediğimiz sistem ne kutsal nede eski meslek diye bir tanım bırakmamıştır.
                                                      
Sağlıkta dönüşüm programı, ebe ve hemşirelere meslek tanımları dışında pek çok angarya yüklemiş,yardımcı sağlık personeli ve  sağlık elemanı gibi terimlerle meslek onurumuz hiçe sayılmış,görev yetki ve sorumluluklarımız belirsizleştirilmiştir.bu da yetmezmiş gibi AKP hükümeti şimdilerde fen eğitimi almış kişileri hemşire yapma planlarıyla mesleğimizi ucuzlatmaya ve itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. oysa sağlık sistemi içinde en temel görevi üstlenen ebe ve hemşirelerdir

Esnek ve kuralsız çalıştırılmak,yetkililerin nerede boşluk varsa orada görevlendirdikleri hemşirenin ebe ebenin hemşire olarak çalıştırıldığı bir konumdalar.bir yandan toplumsal yaşamın dayatmalarıyla baş etmeye çalışırken,öte yandan mesleki kimliksizliğin neden olduğu çelişkinin öznesi halindeler.

Bizler iş güvenceli ve gelecek kaygısı  duymadan hizmet vermeye çalışırken 663 sayılı khk içinde içinde çıkarılan khb ile hastanelerin özelleştirilmesi sürecinde  tüm sağlık çalışanları gibi biz ebe ve hemşireler de pdc fazlalığı bahanesiyle mağdur edilmek istemiyoruz.

Sayın başbakan herkese üç çocuk yapma talimatı verirken aylık 850 tl ücretle çalışan vekil ebe ve hemşirelerin anne olabileceğini yada işsizlik içinde kıvranan atanamayan yüzlerce hemşire ve  ebe yi düşünmüşmüdür. Ayrıca çalışılan kurumlarda kreş olmaması nedeniyle çocuklarıyla ilgilenmekte sıkıntı yaşadıklarından  haberdarmıdır bilinmez ama  bilinen bir şey var ki oda hemşire ve ebelerin tükenmişlik sendromu içinde olduklarıdır.

Ebe ve hemşirelerin çoğu kadın olmaktan kaynaklı olarak cinsiyet ayrımcılığı ve tacizle karşı karşıyadır.sağlıktaki piyasalaşmanın yarattığı öfke ayrıca yetkililerin ve sağlık bakanının kışkırtıcı üslupları nedeniyle de hasta ve hasta yakınlarının saldırı ve şiddetine en çok maruz kalan ebe ve hemşirelerdir.

Herkese sağlık güvenli gelecek diyen Sendikamız SES yıllardır emeğimizle kazandığımız iş güvencemizin önemini savunmakta ve vurgulamaktadır. Bizler alın terimizle geçinen onurumuzla mesleğimizi yapmak isteyen emekçiler olarak başta i ş güvencesi olmak üzere tüm haklarımız için yılmadan mücadele etmeye kararlıyız. O sebeple diyoruz ki sağlıklı toplum koruyucu sağlık hizmetiyle başlar ve yine diyoruz ki sağlık eşit ulaşılabilir nitelikli ve ücretsiz olursa anlamlı olur.

Kutsal meslek özverili meslek köklü meslek gibi nutuklar değil hak ettiğimiz gibi insanca bir yaşam ve çalışma koşulları istiyoruz bunun için:
 _ sağlığın ağır ve tehlikeli iş kapsamına alınmasını
_  tüm sağlık çalışanların fiili hizmet zammı kapsamına dahil edilmesini ve erken emeklilik hakkı verilmesini
_ kadrolu güvenceli çalışma biçimini
_ nöbetli kurumlarda 24 saat hizmet veren kreş ve bakımevi açılmasını
_ sağlıkta dönüşüm programından vaz geçilmesini
_ 4_B ,4C, taşeron ve sözleşmeli çalışan ebe ve hemşirelerin kadroya alınmasını
Talep ediyoruz.

Sevgili ebe ve hemşire arkadaşlar:

Sustukça korktukça yandaş ve etkisiz sendikalara üye oldukça geleceğimizin kararacağı açıktır. eşit, özgür, aydınlık yarınlar için ve gelecek güzel günlere olan inancımızla sizleri azimle cesaretle ve el ele mücadele etmeye davet ediyoruz.

Sağlıkta yaşanan bu yıkım yasalarını örgütlü mücadelemizle ortadan kaldıracağımıza olan inancımızla ebeler ve hemşireler haftanızı kutluyoruz.

Yaşasın örgütlü mücadelemiz.
                                                                   
                                                            SES MANİSA KADIN KOMİSYONU ADINA
        
                                                          Ayça RAMAZAN
                                                         SES MANİSA KADIN SEKRETERİ



3 Mayıs 2013 Cuma

HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ!



BASINA VE KAMUOYUNA
EMEĞİN MÜCADELESİ, AKP İKTİDARININ KORKUSU OLMAYA DEVAM EDECEK!
HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ!
         Tüm dünya işçilerinin, emekçilerinin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta İstanbul’da yaşananlar, Türkiye’de insan haklarının, hukukun üstünlüğünün değil emeği-emekçileri düşman olarak gören AKP faşizminin egemen kılınmak istendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.
         Ne var ki AKP hükümeti ve onun valisi, “Taksim’de AKP’ye karşı gösteri yapacaklar” dedikleri emekçileri 1 Mayıs alanlarından koparamayacaklarını dün bir kez daha görmüştür. Ne günlerdir sürdürdükleri tehdit ve gözdağıyla, ne de panzerleri, tomaları ve onbinlerce polisiyle, azgınca saldırısıyla, alanları emeğin yükselen mücadelesine kapayamadı.
         Dün, Taksim’den Beşiktaş’a, Mecidiyeköy’den Şişli’ye kadar tüm İstanbul’da direnen, tüm Türkiye’de bu direnişi haykıran, tüm alanları dolduran yüzbinlerce emekçi, tek bir yumruk olup AKP faşizmine, yasaklarına, antidemokratik yasalarına boyun eğmeyeceğini bir kez daha haykırdılar.
         Emek düşmanı sermayenin iktidarı AKP, adı konmamış bir sıkıyönetimle Taksim’e giden tüm yolları polis barikatlarıyla, panzerleriyle, metro/vapur seferlerini kaldırarak kapatmaya çalıştı. Fakat o yolların emekçilerin, halkın kararlı iradesiyle, 1977 -1 Mayıs’ından aldığı mücadele ruhuyla her daim açılacağını, bu iradenin önünde hiçbir gücün duramayacağını hesaplayamadı. Dün Taksim, tüm Türkiye’de direnişin adı oldu. Bir kez daha Her Yer Taksim-Her Yer Direniş oldu.
         Sermayenin dünyasına karşı emeğin dünyasını; sömürünün ve köleliğin dünyasına karşı kardeşliğin ve özgürlüğün dünyasını savunan yüzbinler, dün öfkelerini umuda çevirmek için, hep bir ağızdan “Artık Yeter” demek için meydanlardaydı. Taksim 1 Mayıs Alanı’nı “Yayalaştırma Projesi” gerekçesiyle işçi sınıfına kapatmaya çalışan AKP diktasına karşı, “Taksim sermayenin değil-emekçilerindir” demek için yine Taksim’deydi.
         AKP ise bu iradenin önünü 40 bin polisiyle, tomalarıyla kesmeye çalıştı. Dünyada milyonlarca işçinin, emekçinin 1 Mayıs’ın birlik ve beraberliğini kutladığı dakikalarda ülkemizde emekçiler, sokaklarda AKP faşizmi tarafından copla darp edildi, gazla boğuldu.
         Yüzlerce kişi İstanbul’da hastanelere başvurdu, bunlardan 30’a yakınına adli muayene raporu verildi.  2 kişi, hedef alınarak kafalarına atılan gaz bombası nedeniyle şu dakikalarda yaşam savaşı vermeye devam ediyor.
         Dün yaşananlar ne ilkti, ne de AKP iktidarda kaldığı sürece son olacak. Dün AKP’nin polis şiddetiyle beslediği korku imparatorluğunda canları pahasına taleplerine, iradesine sahip çıkanların, şimdi bu direnişi mücadele alanlarına taşımasının tam zamanıdır. Geleceğimizi yeniden kazanmanın başka yolu yoktur! 
         Bu mücadele, bizleri haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamalarıyla zulmün ve zorbalığın efendiliğine soyunanlara karşı, emeğine sahip çıkan,  yüreği emekten ve halktan yana atan bu ülkenin aydınlık, onurlu insanlarının mücadelesidir. 
         Bu mücadele, basınçlı su, cop ve gaz bombalarıyla saldıran AKP faşizmine dün yine son sözü söyleyen direnenlerin mücadelesidir.
         Bu mücadele, ülkemizi açıkhava cezaevine çeviren, adeta bir cadı avı gibi sendikacıların, gazetecilerin, öğrencilerin sokaklardan, işyerlerinden, evlerinden, üniversitelerinden toplanarak gözaltına alındığı AKP karanlığına karşı; eşit, özgür, demokratik bir Türkiye’nin ışığını büyütenlerin mücadelesidir.
         AKP dün direnenlerin kararlılığını bir kez daha gördü. Bu iradeyi ne polis şiddetiyle, ne de devlet terörüyle teslim alamayacağını gördü. AKP dün bir kez daha “söyleyecek sözümüz değiştirecek gücümüz var” diyenlerin ne kadar çok, kendilerinin ne kadar az olduğunu gördü. Ve dün meydanlar esas “marjinal”olanın AKP’nin yine kendisi olduğunu gösterdi.
         Bu ülkenin aydınlık onurlu insanlarının bir kez daha gördüğü ise artık toplumsal muhalefeti sindiremeyen ve “gaz” kaçıran AKP’nin “ucube demokrasisi” ve sivil diktatörlük hevesiyle dizginleyemediği otoriterliği oldu.
         Şimdi daha da korksunlar bizden! En güzel değerleri yaratan bizler bugüne kadar hiçbir yasaya sığmadık, hiçbir engellemeye boyun eğmedik, faşizme karşı mücadelemizden hiçbir zaman vazgeçmedik. Bugüne kadar yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatı olsun!
         Sokakta, işyerlerinde, fabrikalarda, yaşamın her alanında büyüyen bu direniş, alanları titreten bu ses bizim!
Şimdi bu sesi yine hep birlikte büyüteceğiz!
AKP Faşizmine Teslim Olmayacağız!
ALİ GÖK
MANİSA KESK ŞUBELER PLATFORMU ADINA