11 Şubat 2015 Çarşamba

11 ŞUBATTA GREVDEYİZ.



KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNİN TASFİYESİNE
FAZLA ÇALIŞMA - ANGARYAYA KARŞI
G(ö)REVDEYİZ.

AKP İktidarının sağlıkta dönüşüm programı adı altında yürüttüğü piyasalaştırma ve çalışanlara yönelik esnek ve kuralsız çalıştırma uygulamaları artarak sürmektedir. Bu uygulamalardan birinci basamak kamu sağlık kurumları da (Aile Sağlığı Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi) fazlasıyla nasibini almaktadır.
Sağlıkta dönüşüm programının önemli ayaklarından biri olan aile hekimliği düzenine bir yönetmelikle resmen 06 Temmuz 2005’de girdik.
AKP Hükümetinin övünerek uygulamaya koyduğu aile hekimliği düzeni, öncelikle koruyucu sağlık hizmetleri alanında faaliyet yürütmesi gerekirken, aradan geçen dokuz yıla rağmen yönetmelik sürekli değiştirilerek vatandaşın sağlık talebi doğrudan doğruya tedavi edici hizmetlere kaydırıldı ve bununla baş edebilmek için neredeyse her sağlık kuruluşuna nöbet getirtilerek tüm kuruluşlar muayene ve tedavi yapan birer ticarethaneye dönüştürülmeye çalışıldı.
25 Ocak 2013’de yönetmelik son halini aldı zannedilirken, fazla çalışma ve nöbetler konusu 2014’de yasa ile dayatıldı.
Aile Hekimliği Kanununa Ocak 2014’te 6514 sayılı kanunun 52.maddesi ile getirilen düzenleme sonucu aile hekimlerine ve aile sağlığı çalışanlarına haftalık çalışma süresi ve mesai saatleri dışında ayda asgari 8 saat nöbet görevi verileceği düzenlendi. Zorunlu nöbetin öncelikle hastane acil servislerinde tutulması ile ilgili 9 Nisan 2014 tarihli 2014/12 sayılı genelge çıkarıldı.
Yetmedi.
Hastaneler ve 112 acil sağlık hizmetlerinin yanı sıra aile sağlığı merkezleri ve toplum sağlığı merkezlerinde de nöbet tutulacağına dair aile hekimliği kanununa Eylül 2014’te 6552 sayılı kanunun 117. Maddesi ile yeni düzenleme getirildi. Bu düzenleme 9 Aralık 2014 tarih ve 2014/33 sayılı genelge ile 1 Ocak 2015’ten itibaren uygulamaya geçileceği belirtildi.
9 Nisan 2014 tarihinden itibaren birinci basamakta çalışan emekçiler fazla çalışmaya/angaryaya karşı direniyorlar.
Gitmiyor bu düzen!
Çalışanlar mutsuz, umutsuz!
Neden?
Çünkü, kayıp çok fazla ve ağır oldu.
Aile Hekimliği düzeninin kaybettirdikleri :
  • Aile Hekimliği düzeni ile halkın sağlığının korunması konusu önceliğini kaybetti.
  • Aile Hekimliği düzeni,  Toplum Sağlığı Hekimliği anlayışını yok etti. Hekimi hastaya mahkum etti.
  • Aile Hekimliği düzeni Halk Sağlığı Hemşireliğini yok etti. Hemşireyi hastaya mahkum etti.
  • Aile Hekimliği düzeni, Hemşirelik Kanununda ve yönetmeliğinde açıklığa kavuşturulan hemşireliği yok etti.
  • Aile Hekimliği düzeni, farklı meslekleri yok etti. Hekim dışında ki farklı meslekler olan hemşire, ebe, acil tıp teknisyenini bir meslek olarak kabul edip, onlara topluca eleman deyip, hepsine niteliği çok zayıf olan aynı görevleri verdi.
  • Aile Hekimliği düzeni, çalışanları normal mesai saatlerinin dışında daha fazla sürelerle çalışmaya ve acil nöbetleri tutmaya zorunlu kıldı.
  • Aile Hekimliği düzeni, koruyucu sağlık hizmetlerini değil muayenehaneciliği ön plana çıkardı.
Bu düzenin ne halkın sağlığına ne de sağlık çalışanlarının insanca yaşam mücadelesine bir katkısı yoktur. Olmayacaktır.
Bunu “onlar “da biliyorlar.
Nereden biliyoruz bildiklerini?
Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinin devamlı değiştirilerek anlaşılmaz hale gelmesinden. Yetkililerin devamlı açıklama yapma gereği duymasından…
Yetkililerden açıklama değil, halkın ve sağlık çalışanlarının taleplerine kulak vermesini ve sorunları çözecek adımları atmasını bekliyoruz.
Biz sağlık ve sosyal hizmetler alanında örgütlü sendika, oda ve dernekler olarak; özellikle yukarıda belirtilen nedenler ve birinci basamakta özveri ile sağlık hizmeti sunan emekçilere dayatılan fazla çalışma/angaryaya ve baskılara karşı bugün hizmet üretmiyoruz ve AKP İktidarının halkın sağlığını hiçe sayan, sağlık çalışanlarını itibarsızlaştıran ve köleleştiren uygulamalara karşı mücadele edeceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.
GELİN HEP BİRLİKTE, GİTMEYEN BU DÜZENİ DEĞİŞTİRMEK İÇİN MÜCADELE EDELİM.
Türk Tabipleri Birliği
Türk Dişhekimleri Birliği
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası
Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası
Türk Hemşireler Derneği
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği
Türk medikal Radyoteknoloji Derneği

                                                                                  SES MANİSA ŞUBE
                                                                                   Yönetim Kurulu Adına
                                                                                     Betül ÜNERİ

3 Aralık 2014 Çarşamba

YAŞAMDAKİ TÜM ENGELLER KALDIRILSIN!



3 ARALIK DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜNDE
SOSYAL, SİYASAL, EKONOMİK, KÜLTÜREL VE TOPLUMSAL YAŞAMDAKİ TÜM ENGELLER KALDIRILSIN!


            Birleşmiş Milletler, 1992 yılında sayıları her geçen gün artan engelli bireylerin sorunlarına dikkat çekmek için 3 Aralık gününü “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan etmiştir.
            Bu karar “engellilerin” topluma kazandırılması ve insan haklarının tüm ve eşit ölçüde sağlanması amacıyla üye ülkelerce benimsenmiştir.
            Birçok özel günde olduğu gibi 3 Aralık’ta da konuya dikkat çekmek, engellilerin yaşam kalitesinin artırılması için açıklamalar, etkinlikler yapılarak “yılda bir gün” hatırlanmaktadırlar.
            Her geçen gün sayıları artan engellilerin sorunlarının da arttığı bir gerçektir. Engellilerin sağlık, eğitim, istihdam, bakım, rehabilitasyon, ulaşılabilirlik ve birçok sosyo-kültürel ve ekonomik sorunlarına çözüm bulunması devletin asli görevleri arasındadır.
            Ancak ülkemizde engelli bireyin yaşam kalitesinin artması için bu sorunlarının çözümlenmesi yerine, yalnızca özel günlerde hatırlanmaktan öteye gidilememiştir.
            Hükümet bu 3 Aralık için birçok şey yaptığını propaganda edecek. Ancak bir önceki yıldan farklı olmadığını engellilerin ve ailelerinin yaşamlarında görmek mümkündür.
            Türkiye nüfusunun %12,29’u engellilerden oluşmaktadır. Bu sayı, engelli bireylerin ailelerini de katarak düşündüğümüzde, bu durumda etkilenenler %20’lere vardığı görülmektedir.
            Hükümet 2011 yılında 633 sayılı KHK ile Özürlüler İdaresi Başkanlığını kaldırmış, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde genel müdürlük düzeyine indirmiştir. Son süreçte, sorunun tarafları olan sendikalar, engelli dernekler ve federasyonların görüşleri alınmadan bir gecede yasal düzenleme yapılmıştır. Sendikamız, engellilerin sorunlarının çözümüne ilişkin görüş ve önerilerini birçok platformlarda defalarca iletmiş Özürlüler İdaresi Başkanlığının kapatılmasıyla ilgili kaygılarını da somut örneklerle idarecilere sunmuştur. Ancak hükümet, birçok konuda olduğu gibi bu konuda da antidemokratik bir şekilde davranmaya devam etmiştir.
            Engellilere yönelik politikalar, engellilere ve engellilerin bakımından sorumlu kişilere ödenen ve adeta sadaka kültürüne dönüştürülen sosyal yardımlar alanına daraltılmıştır.
            Engelli bireyi yok saymak, toplumun dışına iterek, acıma duygusu ile bakmanın hiç kimseye bir yararı olmadığı için gerçek politikalara ihtiyaç vardır.
            Engellilerin toplumsal yaşama ve iş hayatına katılması, hem sosyalleşmesini sağlamakta, hem de ülke ekonomisine katkı sunacağı bilinmelidir.
            Engelli insanların toplumla bütünleşmesini sağlayacak politikaların, düzenlemesi gerekmektedir. Engellilerin aileleriyle birlikte ele alındığı eşit haklar ve fırsatların olduğu düzenlemelerin en kısa sürede hayata geçirilmesi gerekmektedir.
            Özellikle yerel yönetimlerin üst geçitler ve alt geçitler ile engellilerin yaşamlarını zorlaştıran uygulamalara son verilmesi gerekmektedir.
            Tekerlekli sandalyede oturup koşmayı denemek, gözlerimizi bağlayıp annemizi görmek, konuşamayıp şarkı söylemek, duymadan kuşların sesini duymak ne kadar zor ise engelliler için yaşam o kadar zordur.
            Taleplerimiz;
  • Özürlüler İdaresi Başkanlığı tekrar açılmalıdır,
  • Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi İhtiyari Protokolü imzalanmalıdır,
  • Anayasa’da yasalarda ve uluslar arası sözleşmelerde yer alan engelli haklarının hayata geçirilmesi ve uygulanması için denetimler yapılmalıdır,
  • Engellilere yönelik sosyal hizmet ve sosyal yardımlar için eylem planları oluşturulmalıdır, 
  • 1998 tarihli Kadın Konukevi Yönetmeliğine göre kendi işini göremeyecek bir engele sahip, ruh sağlığı bozuk, bulaşıcı ya da sürekli tedaviyi gerektiren ağır hastalığı olan, engeli yüzünden sürekli bakıma ihtiyaç duyan kadınlar, şiddete maruz bile kalsalar kadın sığınma evlerine kabul edilmemekte idi. 2013 yılında yeniden düzenlenen Kadın Konukevi yönetmeliğine göre,  her ne kadar engelli, rehabilitasyon ve güçlendirme sürecinde farklı hizmet modellerine ihtiyaç duyan kadınlar için içinde hizmete uygun eğitim almış personelin istihdam edileceği ihtisaslaşmış konukevlerinin kurulması öngörülmüş olsa da, bu konukevleri henüz hayata geçirilmemiştir. Bir an önce bu konukevlerinin açılması gerekmektedir.
  • Engelli istihdamında kota-ceza destekli istihdam ve korumalı istihdam yöntemleri uygulanmalıdır,
  • Engelli kotasını doldurmadığı için işverenden kesilen para cezalarının toplandığı Fon engellilerin istihdamı, eğitimi ve sosyal refahları için kullanılmalıdır,
  • Kamu ve özel kuruluşların fiziki koşulları engelli çalışanlar da gözetilerek yeniden düzenlenmelidir,
  • Kamu ve özel kuruluşlarda hizmet veren çalışanlara, engelliler ile iletişimlerini kolaylaştırıcı eğitim programları uygulanmalıdır,
  • Yerel yönetimlerin, engellilere uygun çevre düzenlemesi yapması sağlanmalı ve denetlenmelidir, 
  • Engellilerin istihdamına yönelik, genel istihdamdan %4 kotanın uygulanması gerekmektedir.  Engelliler için ayrılmış ve boş duran 30 bin kadronun herhangi bir sınava tabi tutulmadan, engellilerin yeteneklerine ve koşullarına uygun şekilde bir an önce yerleştirmeler yapılmalıdır.
  • Yaşamın her alanında engelli bireylere yönelik ayrımcı uygulamaların ortadan kaldırılması için "mış gibi yaparak" değil, gerçek düzenlemelerin yapılması için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı başta olmak üzere gerekli bütçe ayrılmalı, düzenlemelerin yapılması denetlenmelidir.

            Herkes için engellerin kaldırıldığı bir ülkede yaşamak dileği ile. 03.12.2014



                                               SES MANİSA YÖNETİM KURULU ADINA
                                                                       Arif KUŞ.
                                             Şube.Eğt.Bs Yay D . Sekreteri




4 Kasım 2014 Salı

HÜKÜMETTEN 2014 ENFLASYON FARKIMIZI TALEP ETTİK.





                                                 BASINA VE KAMUOYUNA
Hükümet ile Memur-Sen arasında geçen yıl imzalanan toplu işsözleşmesi ile 1 Ocak 2014’te kamu emekçilerine ödenen ve ortalama yüzde 6’ya denk gelen net 125 liralık maaş zammı,açıklanan enflasyon rakamlarının çok altında kalmıştır. Hükümetin 2014 enflasyon hedefini yüzde 9,4 olarak belirlemiş olması, 2,5 milyon kamu emekçisinin bu yıl ekonomik olarak ciddi hak kaybı ile karşı karşıya kalması anlamına gelmektedir.
Bugüne kadar her yıl enflasyon farkıkadar “ek zam” alan kamu emekçileri, hesap kitap bilmeyen, en temel matematik bilgilerinden bile yoksun olan Memur Sen’in 2014 yılı için enflasyon farkıtalep etmemesi nedeniyle bir kez daha mağdur edilmiş, elektrik ve doğalgaza gelen yüzde 9’luk zam ile yaşanan mağduriyet daha da ağırlaştırılmıştır.
Bu yıl enflasyon farkı ödenmeyeceği gibi, aile ve çocuk yardımı, doğum ve ölüm yardımı gibi sosyal ödemelerde de 2013 yılı rakamları esas alınmış, sosyal ödemelerde de herhangi bir artışyapılmamıştır. Bu durum, Memur Sen’in 2,5 milyon kamu emekçisini mağdur ederek, bir kez daha hükümetin sendikası olma görevini yerine getirdiğini göstermektedir.
Sürekli artan enflasyon rakamlarınedeniyle yılın ikinci yarısında kamu emekçilerinin satın alma gücü belirgin bir şekilde azalmaya başlamıştır. Artan oranlı vergi dilimi uygulaması ve son olarak elektrik ve doğalgaza yapılan yüzde 9’luk zam, kamu emekçilerinin 2014 yılı gelirlerinde en az yüzde 10 oranında erime yaşanmasını kaçınılmaz hale getirmiştir.
AKP’nin 12 yıllık iktidar pratiği; emekçilerin ve halkın sorunlarını hiç önemsemediğini göstermektedir. Aksine siyasi iktidar, emekçilerin yoksulluk, işsizlik, eğitim, sağlık gibi en temel sorunlarını bile sermayenin çıkarlarına göre çözmeyi esas alarak, her fırsatta kaşıkla verdiklerini kepçe ile alarak halkın günlük yaşamını daha da zorlaştırmaktadır.
Kamu emekçilerinin, Hükümet ve Memur Sen arasında imzalanan ve şimdiden tarihin en kötü toplusözleşmesi olarak nitelendirilen“ihanet sözleşmesi”ni unutması mümkün değildir. Kamu emekçilerinin yaşadığımağduriyetin ve ekonomik kayıpların karşılanması için;
¨ Başta sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olmak üzere tüm kamu emekçilerine 2014 yılı enflasyon farkı “ek zam” olarak eksiksiz ödenmeli, enflasyon farkından kaynaklanan “ek zam” oranı 2015 bütçesi içinde yer almalıdır.
¨ Ek ödemelerin tamamı temel ücrete ve emekliliğe yansıtılmalı,artan oranlı vergi dilimi uygulamasına son verilerek, yıl içinde ücretlerde yaşanan erimenin önüne geçilmelidir.
¨ Başta insanca yaşayacak ücret talebimiz olmak üzere, kamu emekçilerinin bugüne kadar yaşadığıbütün ekonomik mağduriyet giderilmesini, son 12 yıl içinde satın alım gücümüzdeki azalmayı telafi eden adaletli bir ücret artışısağlanmalıdır.
¨ Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşme hakkı önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı, özgür bir toplusözleşme düzeni yaratılmalıdır.
Türkiye’nin AKP hükümeti eliyle savaşa itilmeye çalışıldığı bugünlerde geniş halk kesimlerini sefalete iten ve yoksullaştıran uygulamalara son verilmeli, siyasi iktidar ekonomi yönetimindeki başarısızlığının faturasını emekçilere, yoksul halka ödetmekten artık vazgeçmelidir. Ek zam talebimiz somut olarak 2015 bütçesi içinde yer almalıdır.
Biz SES Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Manisa Şubesi olarak bu taleplerimizi kamuoyuna duyurmak için Kasım ayıiçerisinde bir dizi eylem ve etkinliklerde bulunacağız. Bu gün Manisa’da bizimle aynı saatte Uşak İl Temsilciliğimizde, Akhisar İlçe Temsilciliğimizde ve Salihli İlçe temsilciliğimizde arkadaşlarımız aynı basın açıklamasını okuyorlar.
Yine bizler eşgüdümlü olarak yarından itibaren işyerlerinde bu talepleri içeren imza kampanyaları düzenleyecek ve 19 Kasım’da bu imzaları Merkezi bir işyeri önünde kitlesel basın açıklamasıyaparak halkımıza ve siz basınımıza duyuracak; başbakanlığa, sağlık bakanlığına ve il milletvekillerine göndererek taleplerimizin yerine getirilmesini bekleyeceğiz.
Şu bilinmelidir ki, bizler taleplerimizin arkasında olmaya devam edeceğiz.
Yıllardır maaşlarımıza yapılan sefalet zamları ile bizleri yoksulluğun pençesine iten siyasi iktidarın emekçi düşmanıpolitikalarına karşı tüm emekçileri tepki göstermeye, “ek zam” talebi başta olmak üzere, yıllardır yaşadığımız ekonomik sefaletin sona erdirilmesi için birlikte mücadeleye çağırıyoruz.
SES Manisa Şubesi Adına
Taner DEMİR
Şube Başkanı