11 Ocak 2013 Cuma

KÖLELİK ÇALIŞMA DÜZENİ OLAN TAŞERON ÇALIŞMA İSTEMİYORUZ.



KÖLELİK ÇALIŞMA DÜZENİ OLAN TAŞERON ÇALIŞMA İSTEMİYORUZ. 

 Yine taşeron sorunları, yine işten atılmalar, yine zulüm yine ölümler, yine insanlık dramı. Bu sıkıntıların altındaki temel neden de taşeron olması. Yani ölümlerin, işten atılmaların, temel nedeni taşeronluk sistemidir.
  Alın işte Zonguldak ki maden işçilerinin ölümleri,   Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp fakültesi Farabi Hastanesinde taşeron işçisi olarak çalışan 68 temizlik, 17 güvenlik işçisi 1 ocak 2013 tarihi itibarinde hastane zarar ediyor bahanesi  ile işten atılmışlardı. Trabzon’ da işten çıkarınla hast. İşçileri ve tüm Türkiye de maaşları geç ödenen, tazminatını alamayanlar hep iş güvencesiz kölelik şartlarında çalışmak zorunda bırakılan taşeron işçileri. 1 Ocak 2013 tarihi itibarıyla Üniversiteniz Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi’nde “Hizmet Alımı” yoluyla çalıştırılan 85 Sağlık İşçisinin işine son verdiğinizi öğrenmiş bulunuyoruz.
Gerek yürürlükte olan İş Yasaları ve gerekse bugüne kadar açılmış davalarda alınan ve Yargıtay tarafından onaylanmış kararlar, bu işçilerin Üniversiteniz Asıl İşçileri olduğu yönündedir. Bu durumda işten çıkarmalarda KTÜ Rektörlüğü yasalar karşısında suç işlemiş anlamına gelmektedir. Başlatılmış bir hukuk mücadelesi vardır ve bunun  İşe İade” ile Kıdem ve İhbar Tazminatı kazanımı ile sonuçlanacağı bugüne kadar alınan karalardan bilinmektedir. Böyle bir durumda hem maddi, hem de manevi olarak Üniversite’nin mağduriyetine neden olacağınız da aşikârdır. Böyle bir dönemde, aileleriyle birlikte 200’ü aşan insanın sokağa atılmasının insani yanını hatırlatmamıza gerek olmamalıdır.
Bir an önce bu hukuki, yasal ve insani olmayan uygulamaya son verilmesi için, gerek sendika, gerekse işten çıkarılan işçilerin temsilcileriyle görüşerek sorunun çözümüne yönelik adım atılması yönünde mücadele edeceğimizin bilinmesi gerekir. Aksi takdirde yasalara karşı suç teşkil eden fiilde ısrar eden tüm idarelerin hakkında suç duyurusundan, hakkınızda dava açılamasına kadar; işe geri dönme, yasal hakların geri alınması ve Taşeron çalışanların Asıl İşçi durumuna getirilmesi, kadrolu-güvenceli çalışma için mücadelemizin süreceğinin bilinmesini isteriz.
   Güvencesiz çalıştırmanın, güvencesiz işe gitmenin, meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde, hep aynı sıkıntılar yaşanacaktır. Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığının verilerine göre 2001-2011 arasında Ülkemiz işine gidip evine dönemeyen 12.418 kişinin ölümüne tanık oldu. Türkiye ölümlü iş  kazalarında Avrupa birincisi ve dünya 3. olurken,güvencesiz çalışmanın sonuçlarını da yaşayarak görüyoruz. İş güvencesizlik, taşeron çalışma devlet eliyle pompalanırken bizlerin payına da son yıllarda%40 artan ölümler düşmektedir. Artan nüfus ve iş gücüne rağmen merdiven alt işletmeler ve taşeronluk aynı zamana O zaman şunu bir da örgütsüzlük ve sendikasızlık olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu açıdan da Dünya ülkeleri arasında son sıraları almakta ve İLO ’nun kara listesine girmekteyiz.Bir kez daha gündeme getirmek gerekiyor .Teknolojinin gelişmesiyle ve Göktürk-2 yi uzaya göndermekle övünen bu çağda  kölelik çalışma şartlarıyla insanları örgütsüz, iş güvencesiz, kanını iliğini sömüren iş şartlarını dayatan bu zihniyet insanlık tarihine kara puntolarla geçecektir.ş kolumuzda 12 bine varan taşeron çalışma ile sağlığımız, insanlığımız sürekli yara almaktadır.Sağlık bir ekip işidir ve güvenceli ve Kamu eliyle herkese eşit, ulaşılabilir ve ücretsiz verilmelidir.O yüzden diyoruz ki taşeron çalışma düzeni sağlığa zararlıdır.
   Tabii ki sağlığa zararlıdır. Tabi ki ölümlerin esas kaynağıdır, tabii ki zulmün, gözyaşının, cinnetin, esas kaynağıdır. Bu kaynağı kurutmak için ne bekliyorsunuz.
 Maaşlarını dahi alamayan, zam sezonu gelince taşeron işçileriyle dalga geçer gibi,günde bir simit parası zam veriyorsanız eğer bu zulme ve ölümlerin ortağısınız. Bu ölümlerden sorumlu olan AKP hükümetinin başbakanının  Taşeron çalışma sonucu  ölen Maden işçilerine  kaderinde bu vardı dememiş miydi?. Hayır bu kader değil eğemenlerin iş birliği yaptığı hükümetlerin bitmez tükenmez kar hırsınızdır. Kimse bizden işçilerin taşeron çalışmasından, bunun sonucu olan ölümlere kader dememiz beklenmesin.
  663 Sayılı KHK’ nın yürürlüğe girdiği 2 Kasım 2011 günü de açıkça söylemiştik sağlıkta kıyımların olacağını, çünkü kanunun özü hastanelerimizin işletme, hasta olan bizlerinde müşteri olması üzerine kurulmuştu, vergilerimizle yapılan hastanelerimiz kar zarar dengesini hesaplayan kuruluşlara çevrilmiştir. Bunlar halkın sağlığını ticari bir mantıkla bozarken bizleri de kölelik şartları olan taşeron çalışmaya mahkûm etmeyi amaçlamaktadır.
  Biz bu duruma karşı geliyor ve takipçisi olacağımızı haykırıyoruz.
ÇÜNKÜ Hastanelerde, madenlerde tersanelerde artık taşeron ölümü istemiyoruz.
ÇÜNKÜ Bir simit parası zam vererek dalga geçenlerin bu zulme ortak oldukların biliyoruz;
ÇÜNKÜ EVİNE EKMEK PARASI GÖTÜRENLERİN güvencesiz bir şekilde ölüme gitmelerini istemiyoruz.
Çünkü Güvencesiz çalışan taşeronun istedikleri zaman kapı önüne koyulmasını istemiyoruz ve karşı çıkıyoruz.
Onun için bu kara tablonun aydınlatılması yolunda takipçisi olduğumuzu ve olacağımızı bir kez daha haykırıyoruz.
GÜVENCELİ İŞ GÜVENCELİ GELECEK İSTİYORUZ. BASKININ VE ZULMUN OLMAMASINI; BÜTÜN HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKMAK VE KORUMAK İÇİN; ÖLÜMLERE MEYDAN VERMEMEK İÇİN YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELE DİYORUZ.
  Ve iş kolumuzdaki tüm çalışanları ekip ruhuna olan inancımızla iş güvenceli çalışmamız için birleşik mücadeleye davet ediyoruz. Taşeron sorunlarıyla ilgili ilimizde 15’de MEDH ’de, 21 de RUH Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesin de,24 de MDH de olmak üzere basın açıklaması yapacağımız duyurup, tüm sağlık emekçilerini ve taşeron çalışanları sağlık işçisi olarak kadrolu olma mücadelesi için SES ‘e davet ediyoruz.
SES MANİSA ŞUBE YÖNETİMİ

Hiç yorum yok: